Türkiye’nin gündeminde şu anda bir seçim yoktur" dedi.

AK Parti Sözcüsü Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında AK Parti Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen MYK toplantısının devam ettiği sırada gündeme dair açıklamalarda bulundu.

"Siyasetin önünde yeni bir anayasa yapma ödevi vardır, bu gelecek nesillere karşı borcumuzdur"

Çelik, 12 Eylül 1980 darbesinin yıl dönümüne değinerek, darbenin siyasi ve toplumsal hayatta açtığı yaraların tamamen kapanmadığını belirtti. 12 Eylül Darbesi’nin Türkiye’de bıraktığı en büyük hasarlardan bir tanesinin anayasa olduğunu söyleyen Çelik, "Hala siyasetin önünde yeni bir anayasa yapma ödevi vardır. Bu gelecek nesillere karşı borcumuzdur. Mesele sadece anayasa maddelerinin yenilenmesi ve tekrar ele alınması meselesi değildir. Öznesinin doğrudan millet olduğu bir anayasa yapılmasıdır. Vesayetin, darbeciliğin gölgesinde gerçekleşmiş bir anayasal atmosferin tümüyle ortadan kaldırılması meselesidir. Bu demokrasimizin ve siyasetin önünde tarihi sorumluluk olarak durmaktadır. AK Parti gelecek nesillere olan bu borcun ödenmesi için siyasetin bu mükellefiyetini doğru bir şekilde yerine getirmesi için her zaman hazırdır. Bunun zeminini oluşturup, hep beraber gayet güçlü bir şekilde Türkiye’yi yeni bir anayasaya kavuşturacak imkanları sürekli olarak takip etmek, siyasetin bu şekilde bir zeminde bir araya gelmesinin ve bunu tüm meselelerin önüne koyarak ele alıp gelecek 10 yıla damgasını vuracak şekilde sonuca ulaştırmasının önemini bir kere daha ifade ediyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

Azerbaycan’ın Başkenti Bakü’nün düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümüne de değinen Çelik, kahraman şehitlere Allah’tan rahmet dileyerek, "Can Azerbaycan’a bir kere daha selamlarımızı, kardeşlik duygumuzu ve şartlar ne olursa olsun ebediyen dayanışma duygumuzu ifade ediyoruz" dedi.

"Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğüne yönelik yapılan saldırıları kınıyoruz"

Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmelerin hala dünyanın önünde büyük bir problem olarak durduğunu dile getiren Çelik, "İslamabad Mutabakatından sonra maalesef arzu edilen kalıcı ateşkes ve barış çerçevesine bir türlü geçilemedi. Şimdi ise daha büyük bir problem olarak Babülmendep ile ilgili birtakım sıkıntıların yaşandığını görüyoruz. O sebeple Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğüne dönük olarak Irak topraklarından yapılan birtakım saldırıları doğru bulmadığımızı ve kınadığımızı ifade ediyoruz. Burada Suudi Arabistan makamlarının bölgedeki gerilimi tırmandırmamak üzere sağduyulu bir şekilde davranması son derece kıymetlidir. Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğü ve egemenliği konusundaki kardeş Suudi Arabistan ile olan dayanışmamızı da ifade ediyoruz" şeklinde konuştu.

"Daha fazla istikrarsızlığa yol açacak kaos ve kargaşalardan uzak durulması gerekir"

Irak topraklarından Suudi Arabistan’a yönelik gerçekleştirilen İHA saldırıları karşısında Irak hükümetinin saldırıları kınaması ve sorumluların ortaya çıkarılması için gösterdiği inisiyatifi de son derece kıymetli bulduklarını vurgulayan Çelik, "Hürmüz Boğazı ile ilgili istikrarsızlıklar, Babülmendep ile ilgili bütün bu olaylar varken daha fazla istikrarsızlığa yol açacak kaos ve kargaşalardan hassasiyetle uzak durulması gerekir. Irak Hükümetinin de sağduyulu tutumunu, kendi topraklarından yapılan bu saldırılar karşısında saldırganların ortaya çıkması ve hesap vermesi için ortaya koyduğu inisiyatifi de son derece kıymetli buluyoruz" dedi.

"YBŞ güçlerinin Irak hükümetinin otoritesi altında bir entegrasyon içine girecek olmaları son derece önemli"

Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecine de değinen Çelik, "Pek çok oluşumun silah bırakması, devlet dışı güçlerin devlet otoritesine tabi olması konusundaki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Bu çerçevede Irak Başbakanı Zeydi’nin yaptığı açıklama çok önemli. YBŞ güçleri denilen grupların Şengal Dağı çevresindeki yapılanmaların ortadan kaldırılarak Irak hükümetinin otoritesi altında bir entegrasyon içine girecek olmaları son derece önemli. Devlet unsurları dışında kimsede silah olmaması, bütün bu silahlı grupların tek merkezden, devlet otoritesinin altında toplanması ve orada yaşayan insanların hakkının, hukukun ve güvenliğini koruyacak önlemlerin hükümet tarafından atılması son derece önemli" açıklamasında bulundu.

"Komşu ülkelerde hiçbir şekilde zayıf ülke arzu etmiyoruz"

Bölgede terör unsurlarının yanı sıra birtakım devlet dışı unsurların silahlı gruplar olarak durduğuna dikkati çeken Çelik, bu grupların bölgede Siyonist ve emperyalist emelleri olan güçler tarafından kullanıldığının görüldüğünü de kaydetti. Çelik, " Bunların önüne geçilmesi açısından da komşu ülkelerde hiçbir şekilde zayıf ülke arzu etmiyoruz. Toprak bütünlüğü korunmuş, devlet egemenliği tesis edilmiş, tek ordu prensibine göre çalışan ve siyasi kurumları güçlü komşular istiyoruz. Emperyalist ve Siyonist birtakım hesapları olan karanlık odaklar hem bizim yakın bölgemizdeki devletlerin zayıflamasını arzu ediyorlar. Bazı ülkeler kendi güvenliklerinin garantisi olarak komşu ülkelerin zayıf, güçsüz ve kaos içerisinde olmasını arzu ederler. Biz bunun tam tersini düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.

"Türkiye’ye güç gösterisi yoluyla verilecek hiçbir mesaj yoktur"

Küresel düzenin içerisinde bulunduğu karışıklığın içerisinde Ege ve Doğu Akdeniz’de birtakım provokatif yaklaşımların ortaya çıkmasının arzu edilmemesi gerektiğinin altını çizen Çelik, "Son zamanlarda ortaya çıkan görüntülerle ilgili olarak herkesi sağduyulu olmaya davet ediyoruz. Bizim diplomasiye vurgu yapmamız, sorunların masada çözülmesine vurgu yapmamız herhangi bir şekilde zaaf olarak algılanmamalıdır. Tam tersine masada ve sahadaki gücümüzün farkında olarak dünyanın içinden geçtiği bu sıkıntılı dönemde bir de buna Ege ve Doğu Akdeniz’de yeni sıkıntılar eklenmesin ve hiç kimse için gereksiz maliyetler ortaya çıkmasın diye bu hassasiyetimizi vurguluyoruz. Türkiye’ye güç gösterisi yoluyla verilecek hiçbir mesaj yoktur. Bize bu yolla kim bir mesaj tebliğ etmeye kalkarsa bu mesajı hiçbir şekilde kabul etmeyeceğimizi net bir şekilde ifade ediyoruz. Herkesin önünde tüm bu konuları çözebilecek diplomatik kapasite var. Türkiye’nin diplomasi ve müzakereye verdiğimi önem, kurallı uluslararası sisteme yaptığı vurgu herkes için bir şanstır" açıklamasında bulundu.

"ABD’nin GKRY’ye yönelik silah ambargosunu kaldırması kararını 1 yıl süreyle yeniden uzattığını açıklaması doğru bir karar olmamıştır"

ABD’nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne (GKRY) yönelik silah ambargosunu kaldırma kararının bir yıl süreyle yenilendiğine de değinen Çelik, "Bu karar ilk alındığı zaman da söylemiştik. Bu silah ambargosu kararı esasında adada hiç kimsenin krizi tırmandırmaması, dengelerin bozulmaması ve buradaki müzakerelerin başka zeminlere kaymaması için koruyucu bir önlem ifade ediyordu. Fakat, ABD’nin GKRY’ye yönelik bu silah ambargosunu kaldırması kararını 1 yıl süreyle yeniden uzattığını açıklaması doğru bir karar olmamıştır. Adadaki iki taraf arasındaki güvenin daha da aşınmasına yol açacak sonuçlar doğuracak yaklaşımlardır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) egemenliği ve Kıbrıs Türk davasının ilkeleri konusundaki kararlı duruşumuz bundan sonra da daha da pekişerek yoluna devam edecektir. Anavatan ve garantör ülke olarak Türkiye, Kıbrıs Türk halkının ve Kıbrıs Türk davasının meşru hak ve çıkarlarını korumak için her zaman da mücadelesini verecek. Bunun içerisinde KKTC’nin güvenliğinin sağlanması da dahildir" değerlendirmesinde bulundu.

"Yapay zeka ile ilgili olarak yapılan uyarılar bütün bir insanlığı tehdit eden gelişmelerle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor"

Son dönemde yapay zeka şirket sahiplerinin ve yapay zeka şirketlerinde çalışan mühendislerin yapay zekaya ilişkin açıklamalarına dikkati çeken Çelik, "Burada kötü amaçlı faaliyetler denilebilecek yapay zeka unsurlarının kendi arasında örgütlenerek, hatta onları yönetenlerden bağımsız olarak birtakım yapay zeka ajanları üreterek çeşitli faaliyetler içerisine girdiği, biyolojik silah üretmekten pek çok çıktıya kadar insanlığı tehdit eden bir yere doğru hızla gittiğine dair çok sayıda uyarı var. Dünyanın en büyük krizleri, savaşları; belli ülkeleri ve blokları tehdit etmiştir. Yapay zeka ile ilgili olarak yapılan bu uyarılar bütün bir insanlığı tehdit eden gelişmelerle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Gerek siyasilerden gerekse bu konuda çalışanlardan yapay zeka çalışmalarının yavaşlatılması, kurallarının ve prensiplerinin doğru bir şekilde belirlenmesi konusunda güçlü çağrılar gelmeye devam ediyor. Nitekim Gazze’de yapay zekanın kitlesel katliamda kullanıldığına dair pek çok haber çıkmıştı. Şimdi ise yapay zekanın kendisini üreten insanlardan bağımsız olarak hareket ettiği, silah üretmeye çalıştığı, istihbari faaliyetler içerisine girdiği ve insanın kontrolünden çıkmaya dönük birtakım zeminler oluşturmaya çalıştığına dair çok yönlü açıklamalar yoğun bir şekilde geliyor" ifadelerine yer verdi.

Türkiye’nin yapay zeka yarışının dışında kalmayacağına vurgulayan Çelik, yapay zekanın ilkelerinin belirlenmesi, insanlık için tehdit olacak şekilde yönetilmemesi ve bu yarışın sonunda insanın özgürlük ve bağımsızlığının ortadan kalktığı bir atmosfer oluşmaması için de Türkiye’nin güçlü inisiyatifler ortaya koymak için çalışacağını söyledi.

"Netenyahu ve şebekesinin gerçekleştirdiği faaliyetlerin tartışmasız bir soykırım olduğu bir kere daha ortaya çıkmıştır"

Yapay zekânın Gazze’deki sivillerin İsrail tarafından öldürülmesinde kullanılmasını konu alan bir filmin Venedik Film Festivali’nde gösterildiğini dile getiren Çelik, "Film, İsrail’deki bazı askerlerin ve istihbaratçıların şahitliğine dayanıyor. Naza adlı film, yine İsrail vatandaşı olan kişiler tarafından yapıldı. Venedik Film Festivalinde büyük bir ilgi gördü. Burada net belgelerle ve görüntülerle nasıl insanlık suçu işlendiğini, devlet kurumlarının doğrudan talimatlarla nasıl bir soykırım faaliyeti içerisinde olduğu net bir şekilde görülüyor. Bütün bu tabloya baktığımızda belki de bu soykırımın bahsettiğimiz tehditle birleştiği, en önemli noktalardan bir tanesinin bu olduğunu ifade etmek gerekir. Netenyahu ve şebekesinin orada gerçekleştirdiği faaliyetlerin tartışmasız bir soykırım olduğu bu film vasıtasıyla bir kere daha ortaya çıkmıştır. Bunlar İsrail vatandaşı olduğu için İsrail otoriteleri bunun gerçekliğini tartışmıyorlar, sadece filmin yapımcılarını vatandaşlıktan atıp atmamaktan bahsediyorlar. Bu da soykırım şebekesinin, soykırımın ahlaki sonuçlarıyla yüzleşmek değil daha vahşi işlere imza atarken bunu örtbas etmek olduğunu göstermektedir" ifadelerine yer verdi.

Çelik, açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı.

"İletişim kazası olduğunu değerlendiriyoruz"

Bir gazeteci tarafından AK Parti Burdur Milletvekili Adem Korkmaz’ın, Burdur Valisi Tülay Baydar Bilgihan’ın kendisine yönelik tehdit niteliğinde ifadeler kullandığını öne sürerek Ankara Valiliği’nden yakın koruma talebinde bulunduğunu açıklaması ve sonrasında yaşanan gelişmelere yönelik değerlendirmelerinin sorulması üzerine Çelik, şu ifadeleri kullandı:

"Genel Merkezimiz bu olayın bütün boyutlarıyla ilgilendi. İçişleri Bakanımızla birlikte istişare halinde Genel Merkezimizde bu olayın ne olduğunu ve nasıl değerlendirilmesi gerektiğini tüm boyutlarıyla ele aldı. Günün sonunda bunun bir iletişim kazası olduğunu değerlendiriyoruz. Sayın Milletvekili de açıklama yaptı, dilekçesini de geri çekti. O sebeple bir iletişim kazası olarak ortaya çıkan bu tablonun bizim açımızdan geride bırakılmış bir tartışma olduğunu ifade etmek isterim. Çeşitli makamlar arasında yanlış anlaşılmalar, bazı sıkıntılar da olabilir. Bu doğrultuda bütün arkadaşlarımızın doğrudan Genel Merkezime taşıyarak sorunları çözmesi gerekir. Mesele kim haklı ya da haksız meselesi değil. Yapılan açıklamalarla bu sona ermiştir ve geride bırakılmıştır."

"Türkiye’nin gündeminde şu anda bir seçim yoktur"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rize’de yaptığı "Yaklaşan seçimleri başarıyla atlatacağımıza inanıyorum" açıklamasının erken seçim sinyali olup olmadığının sorulması üzerine Çelik, "Sayın Cumhurbaşkanımızın siyaset yapma tarzını bilenler açısından Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘önümüzdeki seçimlere hazırlanıyoruz’ gibi bir değerlendirmesi olduğunda bunun herhangi bir şekilde erken seçimle ilgisi olmadığı açıktır. Sayın Cumhurbaşkanımız her zaman teşkilatlarımızı çok merkeze alır ve en üst noktaya koyar. Bazen bir seçimi kazanıp seçimden yeni çıkıp, 1 ay sonra bir teşkilatımıza gittiğimizde sayın Cumhurbaşkanımızın ‘önümüzdeki seçimlere hazırlanıyor musunuz?’ dediğini hatırlıyorum. Kendisinin yetişme biçim, siyaset yapma tarzı teşkilatçılık üzerine ve bunun sürekli olarak her gün taş üstüne taş koyarak geliştirilmesi yönündedir. Dolayısıyla Rize’de vatandaşlarımızı gördüğünde, onların desteklerini duyduğunda ve teşkilatlarımızı gördüğünde aslında sık sık söylediği bir cümledir. Bu bir erken seçim sinyali değildir. Türkiye’nin gündeminde şu anda bir seçim yoktur" cevabını verdi.